ECAA (Ankara Agreement) Başvurularında Yeni Dönem: Yapay Zekâ İncelemeleri, Uzayan Süreler ve Göçmenlik Hukukunda Yeni Riskler

Birleşik Krallık’ta Ankara Agreement (ECAA) kapsamında yapılan başvurular son dönemde önemli bir değişim sürecinden geçiyor. Göçmenlik hukukunda teknik olarak herhangi bir mevzuat değişikliği yapılmamış olsa da, Home Office’in başvuruları inceleme yöntemi radikal biçimde değişmiş durumda. Bu değişim özellikle başvuru sahipleri ve danışmanlar açısından ciddi sonuçlar doğuruyor: işlem süreleri uzuyor, bilgi talep mektupları çok daha detaylı hale geliyor ve başvurular adeta finansal bir denetim sürecine tabi tutuluyor.

Geçmişte ECAA uzatma başvuruları çoğu zaman birkaç ay içinde sonuçlanırken, bugün birçok başvurunun altı ayı aşan inceleme sürelerine ulaştığı görülüyor. Bunun nedeni yalnızca yoğunluk değil. Asıl değişim, başvuruların artık klasik yöntemlerle değil, yapay zekâ destekli analiz araçlarıyla taranarak incelenmesi. Başvuru dosyaları caseworker’ın önüne gelmeden önce sistem tarafından taranıyor, belgeler arasında tutarsızlık veya açıklama gerektiren noktalar işaretleniyor ve ardından caseworker bu liste üzerinden detaylı sorular yöneltiyor. 

Bu yaklaşım, teoride daha kapsamlı bir inceleme sağlamayı amaçlasa da pratikte başvuruların çok daha karmaşık ve zaman alıcı hale gelmesine neden oluyor. Çünkü yapay zekâ sistemi yalnızca gerçek sorunları değil, çoğu zaman hukuken önem taşımayan küçük tutarsızlıkları da risk olarak işaretleyebiliyor.

Yapay Zekâ Destekli İnceleme: Başvuru Dosyaları Nasıl Analiz Ediliyor?

Yeni inceleme modelinde Home Office, başvuru dosyasındaki hemen her belgeyi çapraz kontrol eden bir analiz sistemi kullanıyor. Bu sistem özellikle finansal belgeler, adres bilgileri, seyahat kayıtları ve iş faaliyetlerine ilişkin belgeler üzerinde yoğunlaşıyor.

Finansal belgeler bu incelemenin merkezinde yer alıyor. Başvuru dosyasındaki faturalar, banka hesap hareketleriyle tek tek karşılaştırılıyor. Sistem yalnızca örnekleme yöntemi kullanmıyor; çoğu durumda her bir faturanın bankada karşılığı olup olmadığı kontrol ediliyor. Bir ödemenin farklı bir hesaba yapılmış olması, gecikmeli gerçekleşmesi veya henüz tahsil edilmemiş olması gibi durumlar sistem tarafından işaretlenebiliyor. Aynı şekilde banka hesaplarında yer alan küçük tutarlı işlemler bile dikkat çekebiliyor. Bu nedenle başvurularda bazen birkaç poundluk kişisel harcamaların dahi sorgulandığı görülüyor. 

Adres bilgileri de benzer bir şekilde analiz ediliyor. Başvuru formunda belirtilen adres, kira sözleşmesindeki adres, Companies House kayıtlarında görünen şirket adresi ve banka belgelerinde geçen adresler sistem tarafından karşılaştırılıyor. Bir şirketin kayıtlı adresinin farklı olması veya başvuru sahibinin geçici olarak başka bir yerde kalmış olması gibi durumlar normal ticari hayatın parçası olsa da sistem bunları potansiyel tutarsızlık olarak işaretleyebiliyor. 

Seyahat geçmişi de incelemenin bir diğer önemli unsurunu oluşturuyor. Home Office başvuru sahibinin seyahatlerini pasaport damgaları, e-gate kayıtları ve başvuru formunda beyan edilen bilgilerle karşılaştırıyor. Ancak e-gate sistemi her zaman çıkış kayıtlarını eksiksiz tutmadığından, bu karşılaştırmalar bazen yanlış sonuçlar doğurabiliyor. Bu da başvuru sahiplerinin yüzlerce gün yokluk iddiasıyla karşılaşmasına yol açabiliyor. 

Başvuruların yalnızca finansal açıdan değil, ticari faaliyet bakımından da daha ayrıntılı incelendiği görülüyor. Caseworker’lar artık sadece şirketin kurulmuş olup olmadığına değil, iş modelinin gerçekçi olup olmadığına da bakıyor. Faturaların içeriği, müşterilerle kurulan ilişkiler, verilen hizmetlerin niteliği ve işletmenin günlük faaliyetleri bu değerlendirmede önemli rol oynuyor. Başka bir ifadeyle Home Office artık yalnızca belgeleri değil, işin arkasındaki ticari hikâyeyi görmek istiyor.

Sorunun Hukuki Boyutu: Göçmenlik Kurallarına Dayanmayan Sorular

Bu yeni inceleme modelinin yarattığı en önemli sorunlardan biri, bazı bilgi taleplerinin göçmenlik kurallarına dayanmayabilmesidir. Yapay zekâ sistemi belgeler arasındaki her uyumsuzluğu potansiyel risk olarak işaretlediğinden, caseworker’lar bazen göçmenlik hukukuyla ilgisi olmayan konularda da açıklama talep edebilmektedir.

Bunun en çarpıcı örneklerinden biri yokluk (absence) meselesidir. ECAA uzatma başvurularında sürekli ikamet şartı bulunmaz. Başvuru sahibinin belirli bir süreyi Birleşik Krallık dışında geçirmiş olması tek başına ret sebebi değildir. Sürekli ikamet şartı yalnızca ILR (Indefinite Leave to Remain) başvuruları için önemlidir. Buna rağmen bazı başvurularda yüzlerce gün yokluk iddiası ileri sürüldüğü ve bunun başvuruya karşı bir argüman olarak kullanıldığı görülmektedir. 

Benzer şekilde bazı başvurularda ICO kaydı da sorgulanmaktadır.

ICO (Information Commissioner’s Office) Kaydı Nedir?

ICO, Birleşik Krallık’ta veri koruma ve gizlilik mevzuatını denetleyen bağımsız kamu otoritesidir. Kurum özellikle UK GDPR ve Data Protection Act 2018 kapsamında kişisel verilerin nasıl işlendiğini ve saklandığını denetler.

Bir işletme müşterilerin veya çalışanların kişisel verilerini işliyorsa, çoğu durumda ICO’ya kayıt yaptırması ve yıllık veri koruma ücreti ödemesi gerekir. Örneğin müşteri veri tabanı tutan, e-posta pazarlaması yapan veya online sipariş sistemi kullanan işletmeler genellikle bu yükümlülük kapsamına girer.

Ancak ICO kaydı göçmenlik hukukunun bir şartı değildir. ECAA başvurularında aranan şey genellikle belirli sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler için gerekli olan düzenleyici lisanslardır. Finans sektöründe faaliyet gösteren bir şirket için FCA kaydı, hukuk hizmetleri sunan bir firma için SRA kaydı veya sağlık alanında faaliyet gösteren bir işletme için CQC kaydı gerekli olabilir. ICO ise bu tür sektörel lisanslardan farklı olarak veri koruma mevzuatının bir parçasıdır. Bu nedenle ICO kaydının eksikliği tek başına bir göçmenlik ihlali anlamına gelmez. 

Bununla birlikte pratikte veri işleyen birçok işletme için ICO kaydı yapmak yine de faydalı olabilir. Çünkü bu kayıt hem veri koruma mevzuatına uyumu gösterir hem de Home Office incelemesinde gereksiz soruların önüne geçebilir.

Başvuru Sahipleri İçin Pratik Hazırlık Önerileri

Mevcut inceleme yaklaşımı dikkate alındığında ECAA başvurularında en önemli unsur belgelerin doğruluğundan ziyade tutarlılığıdır. Finansal kayıtlar, banka hesapları ve muhasebe belgeleri arasında herhangi bir çelişki bulunmaması büyük önem taşır. Fatura numaralarının düzenli olması, ödenmemiş faturaların açıklanması ve farklı banka hesaplarına yapılan ödemelerin nedenlerinin belirtilmesi başvuru dosyasını güçlendiren unsurlardır.

Seyahat geçmişinin de başvuru öncesinde dikkatle hazırlanması gerekir. Pasaport damgaları, uçuş kayıtları ve seyahat tarihleri mümkün olduğunca ayrıntılı şekilde listelenmelidir. Aynı şekilde başvuru dosyasında yer alan adreslerin de tutarlı olması önemlidir. Şirketin kayıtlı adresi ile çalışma adresi farklıysa bunun başvuru dosyasında açıkça açıklanması gerekir.

Bunun yanı sıra başvuru dosyasının yalnızca belgelerden oluşması yeterli değildir. Home Office artık başvuru sahibinin ticari faaliyetlerini daha somut şekilde görmek istemektedir. Bu nedenle müşteri sözleşmeleri, proje dosyaları, e-posta yazışmaları, pazarlama materyalleri ve şirketin internet sitesi gibi belgeler işletmenin gerçekten aktif olduğunu göstermek açısından önemli rol oynar.

Göçmenlik Sisteminde Yaklaşan Diğer Değişiklikler

ECAA başvurularına yönelik inceleme yöntemleri değişirken, Birleşik Krallık göçmenlik sisteminde daha geniş kapsamlı bazı değişiklikler de yürürlüğe girmektedir.

Bunlardan biri settlement başvurularında İngilizce dil şartının yükseltilmesidir. 26 Mart 2027 tarihinden itibaren settlement başvuruları için gerekli İngilizce seviyesi B1’den B2’ye çıkarılacaktır. Bu değişiklik Skilled Worker, Global Talent, Innovator Founder ve diğer birçok göçmenlik rotasını etkilemektedir. 

Bir diğer önemli değişiklik ise Skilled Worker vizelerinde maaş denetiminin sıkılaştırılmasıdır. Yeni kurallara göre sponsor şirketler çalışanlara ödenen maaşın yalnızca yıllık ortalama olarak değil, her maaş döneminde minimum seviyeyi karşılayıp karşılamadığını göstermek zorundadır. Bu da özellikle düzensiz çalışma saatleri olan işlerde sponsorlar açısından daha kapsamlı bir uyum yükümlülüğü doğurmaktadır. 

Sonuç

Birleşik Krallık göçmenlik sisteminde yaşanan bu gelişmeler, başvuru süreçlerinin yalnızca hukuki değil aynı zamanda teknik açıdan da daha karmaşık hale geldiğini göstermektedir. Yapay zekâ destekli inceleme araçları başvuru dosyalarının çok daha ayrıntılı analiz edilmesine yol açmakta ve küçük tutarsızlıkların bile uzun açıklama süreçlerine dönüşmesine neden olabilmektedir.

Bu nedenle ECAA başvurularında artık yalnızca doğru belgelerin sunulması yeterli değildir. Belgelerin birbirleriyle uyumlu olması, finansal kayıtların açıklanabilir olması ve işletmenin ticari faaliyetinin açık şekilde ortaya konması her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.

📩 ECAA, Skilled Worker veya diğer Birleşik Krallık vize başvurularınız hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

ZEK LEGAL

UK Immigration & Business Mobility

📧 zeki@zeklegal.co.uk

📱 WhatsApp: +44 7748 245 895

Zeki Emre Kurt