Londra’da Short-Term Airbnb vs Long-Term Kiralama: 2026 Karşılaştırması

Londra’da Short-Term Airbnb vs Long-Term Kiralama: 2026 Karşılaştırması

Londra’da gayrimenkul yatırımcılarının ve ev sahiplerinin en sık sorduğu sorulardan biri, mülklerini kısa süreli (Airbnb tipi) mi yoksa uzun dönem mi kiraya vermeleri gerektiği. 2024 ve 2025’te yaşanan düzenleyici değişiklikler, bu denklemi kökten değiştirdi. Bu kapsamlı rehberde, 2026 itibarıyla Londra’da her iki modelin gerçek net gelir potansiyelini, yasal sınırlamalarını, vergi durumunu ve hangi profildeki ev sahibi için hangi stratejinin daha mantıklı olduğunu detaylı şekilde inceliyoruz.

Kısa Süreli (Airbnb) ve Uzun Dönem Kiralama Arasındaki Temel Farklar

İki model arasındaki fark sadece kiracı sayısından ibaret değil; iş modeli, gelir yapısı, yasal yükümlülükler ve günlük operasyon yükü açısından da tamamen farklılaşıyorlar. Uzun dönem kiralamada, tek bir kiracı 12 aylık bir sözleşmeyle mülkü kiralıyor ve sabit, öngörülebilir bir aylık gelir sağlıyor. Kısa süreli kiralamada ise onlarca farklı misafir, birkaç geceden birkaç haftaya kadar değişen sürelerle mülkte konaklıyor; bu da daha yüksek brüt gelir potansiyeli sunarken operasyonel maliyetleri ve yönetim yükünü de artırıyor.

Gelir istikrarı açısından bakıldığında, Airbnb modelleri mevsimselliğe bağlı olarak dalgalanan getiriler sunarken, konut kiralaması tutarlı bir aylık nakit akışı sağlıyor. Yönetim yoğunluğu açısından ise kısa süreli kiralamalar sık temizlik ve misafir iletişimi gerektirirken, uzun dönem kiralamalar çok daha az günlük müdahale gerektiriyor. Ayrıca 1 Mayıs 2026’dan itibaren yürürlüğe giren Renters’ Rights Act 2025 ile birlikte, İngiltere’deki tüm assured tenancy sözleşmeleri artık sabit süreli değil, periyodik (rolling) hale geldi; bu da kiracıların iki aylık bildirimle ayrılabildiği, sabit bitiş tarihi olmayan bir yapı anlamına geliyor.

Londra’nın 90 Gecelik Yasal Sınırı: Oyunun Kuralını Belirleyen Faktör

Londra’da kısa süreli kiralama söz konusu olduğunda göz ardı edilemeyecek en kritik düzenleme, Deregulation Act 2015 kapsamındaki 90 gece kuralı. Bu kurala göre, bir mülkü planlama izni almadan tam ev olarak kısa süreli kiraya verebileceğiniz maksimum süre, takvim yılı başına 90 gecedir. Bu sınır her yıl 1 Ocak’ta sıfırlanıyor ve Airbnb, Booking.com, Vrbo gibi tüm platformlardaki toplam geceler birlikte hesaplanıyor; yani sadece Airbnb’ye özgü değil, tüm kısa süreli kiralama kanallarını kapsıyor.

90 geceyi aşmak isteyen ev sahiplerinin, ilgili belediyeden kullanım değişikliği (change of use) planlama izni alması gerekiyor. Bu izni almadan sınırı aşan ev sahipleri, belediyenin denetim ve yaptırım riskiyle karşı karşıya kalıyor; bazı Londra belediyeleri son dönemde uyumsuz ev sahiplerini takip etme konusunda daha aktif hale geldi. Öte yandan, tek bir rezervasyonun 90 gece veya daha uzun sürmesi durumunda bu, kısa süreli kiralama değil bir tenancy (kiracılık) olarak sayılıyor ve dolayısıyla 90 gecelik sınırın tamamen dışında kalıyor; bu özellik özellikle Londra’ya geçici olarak taşınan profesyoneller ve kontratlı çalışanlar için orta vadeli kiralama (mid-term let) modelini cazip kılıyor.

Bu kısıtlama nedeniyle, 2026’da akıllı Londra ev sahiplerinin büyük çoğunluğu saf Airbnb modeli yerine hibrit bir strateji uyguluyor: yüksek talep dönemlerinde (yaz ayları, büyük etkinlikler, yoğun hafta sonları) 90 geceyi en yüksek getiriyi sağlayacak şekilde kullanıp, yılın geri kalanında orta veya uzun dönem kiralamaya geçiyorlar. Uzmanlara göre Londra’da en iyi getiri, iki modelden birini seçmekten değil, kuralların izin verdiği ölçüde ikisini akıllıca birleştirmekten geliyor.

2026’da Vergi Manzarası Kökten Değişti: FHL Rejiminin Kaldırılması

Kısa süreli kiralamayı uzun yıllar boyunca gerçekten kârlı kılan gizli avantaj, Furnished Holiday Let (FHL) vergi rejimiydi. Nisan 2025’te bu rejim tamamen kaldırıldı ve 2026, ev sahiplerinin bu değişikliğin mali etkisini tam bir vergi yılı boyunca hissedeceği ilk dönem oldu. FHL rejiminin kaldırılmasıyla birlikte kaybedilen avantajlar şunlardı:

  • Mortgage faizinin kira gelirinden tam olarak düşülebilmesi — artık uzun dönem kiralamalarda olduğu gibi sadece yüzde 20 temel oranlı bir vergi kredisiyle sınırlı.
  • Mobilya, tesisat ve demirbaşlar üzerindeki sermaye indirimleri (capital allowances).
  • Satış sırasında sermaye kazancı vergisini yüzde 10 ile sınırlayan Business Asset Disposal Relief.
  • Kira kârının emeklilik katkı payı olarak sayılabilmesi.
  • Gelirin, mülkiyet payından bağımsız olarak eşler arasında esnek şekilde bölüştürülebilmesi.

Bu değişikliğin arkasındaki motivasyon, turistik bölgelerdeki konut baskısını azaltmaya yönelik parti-üstü bir politika hamlesiydi ve piyasa uzmanlarına göre bu düzenlemenin geri alınması pek olası görünmüyor. Bu nedenle yatırımcıların, “FHL kuralları geri gelir mi” diye ummak yerine, mevcut vergi ortamına göre stratejilerini planlaması öneriliyor.

Gerçek Sayılarla Karşılaştırma: Ealing Örneği

Teorik yüzdelerin ötesinde, gerçek bir örnek üzerinden bakmak çok daha aydınlatıcı olabilir. West London’da, Ealing (W5) bölgesindeki iki yatak odalı bir daire için yapılan net gelir karşılaştırması şu sonuçları ortaya koyuyor:

  • Garantili kira (guaranteed rent): Aylık 1.800 sterlin net
  • Standart uzun dönem kiralama: Aylık 1.169 sterlin net
  • Airbnb (90 gece sınırı içinde): Aylık 1.057 sterlin net

Bu örnekte dikkat çekici olan, garantili kira modelinin hem standart uzun dönem kiralamayı hem de kısa süreli Airbnb kiralamasını net gelirde geride bırakması. Bunun nedeni, garantili kira sağlayıcılarının boşluk riskini ve yönetim yükünü tamamen üstlenmesi, buna karşılık Airbnb’nin 90 gecelik sınır nedeniyle yıl boyunca sürekli doluluk sağlayamaması. Airbnb’nin bu karşılaştırmayı kazanabileceği koşullar ise oldukça spesifik: mülkiyetin müstakil (freehold) olması, mortgage bulunmaması, sınırsız kısa süreli kiralama için planlama izninin alınmış olması ve mülkün yüksek talep gören bir lokasyonda, profesyonel bir yönetim şirketi tarafından işletilmesi. Bu koşullar sağlandığında Airbnb hâlâ garantili kirayı geçebiliyor, ancak bu marj 2026’da 2024’e kıyasla belirgin şekilde daralmış durumda.

Profesyonel Yönetimle Airbnb Hâlâ Öne Çıkabilir mi?

Merkezi ve toplu taşımaya yakın Londra lokasyonlarında, profesyonel bir yönetim şirketi tarafından işletilen kısa süreli kiralamaların, yönetim ücretleri ve yüksek misafir devir maliyetleri hesaba katıldıktan sonra bile uzun dönem kira getirisini yüzde 30 ila 60 oranında geçebildiği raporlanıyor. Özellikle yaz ayları, Noel dönemi ve Wimbledon, Londra Moda Haftası gibi büyük etkinlikler sırasında, gecelik fiyatlar eşdeğer uzun dönem kira oranının iki ila üç katına kadar çıkabiliyor.

Ancak bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek, ciddi bir operasyonel altyapı gerektiriyor: dinamik fiyatlandırma stratejisi, profesyonel fotoğraf ve ilan yönetimi, 7/24 misafir iletişimi, temizlik ve bakım koordinasyonu, ve yasal uyumluluk takibi. Bu nedenle kendi mülkünü kendi yöneten bireysel ev sahipleri için gerçekte elde edilen getiri, profesyonel yönetim şirketlerinin duyurduğu rakamlardan genellikle daha düşük kalıyor. 2026’da Londra’da artan boşluk dönemleri de bu tabloyu etkiliyor; geleneksel olarak kış aylarında yumuşayan, ilkbaharda canlanan piyasa döngüsü, 2026’da daha derin mevsimsel çukurlar ve daha az belirgin zirveler gösteriyor. Bu durum, uzun dönem kiralama döngüsüne bağlı ev sahipleri için boş kalan mülkün mali maliyetinin, alışılagelmiş bir aylık yeniden kiralama süresinin çok ötesine uzayabileceği anlamına geliyor.

Yasal ve İdari Yükümlülükler Karşılaştırması

Her iki model de kendine özgü yasal yükümlülükler taşıyor. Uzun dönem kiralamalarda ev sahipleri, EICR (Electrical Installation Condition Report) ve CP12 gaz güvenlik sertifikaları dahil olmak üzere katı güvenlik standartlarına uymak zorunda; 2020’den bu yana İngiltere’deki tüm yeni ve mevcut kiracılıklar için geçerli olan EICR denetimi, en fazla beş yılda bir yenilenmesi gereken, yetkili bir kişi tarafından yapılması zorunlu bir incelemedir. Ayrıca Tenant Fees Act 2019, ev sahiplerinin ve emlakçıların kiracılardan talep edebileceği ücretleri sınırlıyor; çoğu idari ücreti yasaklıyor ve yıllık kirası 50.000 sterlinin altındaki mülkler için depozito tutarını beş haftalık kira ile sınırlıyor.

Kısa süreli kiralama tarafında ise ufukta yeni bir düzenleme bulunuyor: İngiltere hükümeti, zorunlu bir Kısa Süreli Kiralama Kaydı (Short-Term Rental Register) getirileceğini teyit etti; ilk hedeflenen Nisan 2026 lansman tarihi ertelenmiş olsa da, bu adımın atılacağı yönündeki gidişat net görünüyor — soru artık “olur mu” değil “ne zaman olur” sorusu. Bu kayıt sistemi devreye girdiğinde, tüm kısa süreli kiralama mülklerinin kayıt yaptırması, uyumluluk gereksinimlerini karşılaması ve ilgili ücretleri ödemesi gerekecek. Ev sahiplerinin bu gelişmeyi yakından takip etmesi ve operasyonlarını buna göre planlaması öneriliyor.

Hangi Ev Sahibi Profili Hangi Modeli Seçmeli?

2026’da doğru kararı vermek için kendi risk toleransınızı, zaman kaynağınızı ve mülkünüzün özelliklerini dürüstçe değerlendirmeniz gerekiyor. Aşağıdaki profiller, hangi modelin sizin için daha uygun olabileceği konusunda bir yol haritası sunuyor:

Uzun Dönem Kiralama İçin Uygun Profil

  • İstikrarlı, öngörülebilir aylık nakit akışına öncelik veren yatırımcılar
  • Aktif günlük yönetimle uğraşmak istemeyen, pasif gelir arayan ev sahipleri
  • Leasehold mülk sahibi olup kısa süreli kiralamayı yasaklayan bina yönetmeliğine tabi olanlar
  • Mortgage’lı mülk sahibi olan ve Section 24 vergi rejiminde ek avantaj aramayan yatırımcılar
  • Riskten kaçınan, düzenleyici belirsizlikten rahatsız olan yatırımcılar

Kısa Süreli (Airbnb) Kiralama İçin Uygun Profil

  • Mortgage’sız veya düşük kaldıraçlı, müstakil (freehold) mülke sahip olanlar
  • Merkezi, turistik veya iş seyahati talebinin yüksek olduğu bir lokasyonda mülkü bulunanlar
  • Profesyonel bir yönetim şirketiyle çalışmaya bütçesi ve isteği olanlar
  • Sınırsız kısa süreli kiralama için planlama izni almış veya almayı planlayan ev sahipleri
  • Aktif yönetime zaman ayırabilecek veya bunu bir yönetim şirketine devredebilecek yatırımcılar

Hibrit Model İçin Uygun Profil

Çoğu Londra ev sahibi için en dengeli yaklaşım, iki modeli birleştiren hibrit stratejidir. Bu yaklaşımda, 90 gecelik sınır yüksek talep dönemlerinde (yaz, büyük etkinlikler) kullanılır ve yılın geri kalanında mülk orta veya uzun dönem kiralamaya bırakılır. 90 gün veya daha uzun süren tek bir rezervasyon, kısa süreli kiralama sınırının dışında kaldığı için, Londra’ya geçici olarak taşınan profesyonellere yönelik orta vadeli kiralama, hem yasal risk almadan hem de standart uzun dönem kiradan daha yüksek getiri elde etmenin pratik bir yolu olarak öne çıkıyor.

Net Getiriyi Hesaplarken Dikkat Edilmesi Gereken Maliyet Kalemleri

Hangi modeli seçerseniz seçin, kararınızı brüt gelir rakamlarına değil net getiriye dayandırmanız kritik önem taşıyor. Kısa süreli kiralama için hesaba katmanız gereken maliyetler arasında platform komisyonları (genellikle yüzde 15 civarı), temizlik ve çarşaf değişimi giderleri (her misafir devrinde), yüksek su-elektrik-internet faturaları (genellikle toplam gelirin yüzde 8’i civarında), sigorta (yaklaşık yüzde 4-5) ve profesyonel yönetim ücreti (yüzde 15’e kadar) yer alıyor. Uzun dönem kiralamada ise ana maliyet kalemleri arasında emlakçı komisyonu, yıllık bakım ve tadilat giderleri, boşluk dönemleri ve mortgage faizi vergi kısıtlamaları bulunuyor.

Section 24 mortgage faizi vergi rejimi, 2025’ten itibaren her iki model için de aynı şekilde uygulanıyor; bu da artık kısa süreli kiralamanın vergi açısından uzun dönem kiralamaya kıyasla hiçbir avantaj sağlamadığı anlamına geliyor. Bu nedenle net getiri hesaplaması yaparken, iki model arasındaki farkın artık büyük ölçüde operasyonel verimlilik ve doluluk oranına dayandığını, vergi avantajına dayanmadığını unutmamak gerekiyor.

Sonuç: 2026’da Doğru Strateji Nasıl Belirlenir?

2026 itibarıyla Londra’da kısa süreli kiralamanın uzun dönem kiralamayı her zaman otomatik olarak geçtiği eski kabul artık geçerliliğini yitirdi. FHL vergi avantajının kaldırılması, artan operasyonel maliyetler ve sıkılaşan düzenlemeler, iki model arasındaki kârlılık farkını büyük ölçüde daralttı. Airbnb artık kiralamanın basitçe daha yüksek gelirli bir versiyonu değil, tamamen farklı bir iş modeli olarak değerlendirilmeli; aktif yönetime açık ve doğru koşullara sahip mülk sahipleri için hâlâ yüksek kârlılık sunabilirken, istikrar ve düşük risk arayan yatırımcılar için uzun dönem kiralama güçlü ve güvenilir bir seçenek olmaya devam ediyor.

Karar vermeden önce, kendi mülkünüzün özel koşullarına (mortgage durumu, leasehold/freehold statüsü, lokasyon, planlama izni) göre net gelir hesaplaması yapmanızı, güncel yasal düzenlemeleri (özellikle gelecek Kısa Süreli Kiralama Kaydı) takip etmenizi ve mümkünse bir vergi danışmanına başvurmanızı öneririz.

Sıkça Sorulan Sorular

Londra’da bir mülkü yılda kaç gece Airbnb’de kiraya verebilirim?

Londra’da Deregulation Act 2015 kapsamında, bir mülkü planlama izni almadan tam ev olarak kısa süreli kiraya verebileceğiniz maksimum süre, takvim yılı başına 90 gecedir. Bu sınır her yılın 1 Ocak tarihinde sıfırlanır ve yalnızca Airbnb’ye değil, Booking.com, Vrbo ve diğer tüm kısa süreli kiralama platformlarındaki toplam gecelere birlikte uygulanır; yani farklı platformlarda ilan verseniz bile toplam gece sayınız 90’ı geçemez. Bu sınırı aşmak isteyen ev sahiplerinin, ilgili yerel belediyeden kullanım değişikliği (change of use) planlama izni alması gerekir; bu süreç genellikle uzun ve belirsiz sonuçludur. İzinsiz şekilde sınırı aşan ev sahipleri, belediyenin denetim ve yaptırım riskiyle karşı karşıya kalabilir; bazı Londra belediyeleri son dönemde uyumsuz ilanları tespit etme konusunda daha proaktif hale geldi. Önemli bir istisna ise, tek bir rezervasyonun 90 gece veya daha uzun sürmesi durumunda bunun kısa süreli kiralama değil bir kiracılık (tenancy) olarak sayılması ve dolayısıyla 90 gecelik sınırın tamamen dışında kalmasıdır. Bu nedenle birçok ev sahibi, yüksek talep dönemlerinde (yaz, büyük etkinlikler) 90 gecelik hakkını kullanıp geri kalan zamanda orta veya uzun dönem kiralamaya geçen bir hibrit strateji uyguluyor. Ayrıca ufukta, tüm kısa süreli kiralama mülklerinin kayıt yaptırmasını zorunlu kılacak yeni bir ulusal kayıt sistemi bulunuyor; bu sistemin devreye girme tarihi henüz kesinleşmedi ancak gelmesi büyük olasılıkla kesin görünüyor.

Airbnb 2026’da hâlâ uzun dönem kiralamadan daha kârlı mı?

Bu sorunun net bir evet ya da hayır cevabı yok; büyük ölçüde mülkünüzün konumuna, mülkiyet yapısına ve yönetim kapasitenize bağlı. Merkezi ve iyi ulaşım bağlantısına sahip lokasyonlarda, profesyonel bir yönetim şirketi tarafından işletilen kısa süreli kiralamalar, tüm masraflar düşüldükten sonra bile uzun dönem kira getirisini yüzde 30 ila 60 oranında geçebiliyor; özellikle yaz ayları ve büyük etkinlik dönemlerinde gecelik fiyatlar uzun dönem kiranın iki-üç katına kadar çıkabiliyor. Ancak 2026’daki tablo, 2024’e kıyasla belirgin şekilde farklı: Nisan 2025’te Furnished Holiday Let (FHL) vergi rejiminin kaldırılmasıyla, mortgage faizinin tam düşülebilirliği, sermaye indirimleri ve düşük sermaye kazancı vergisi gibi avantajlar ortadan kalktı. Bu değişiklik, kısa süreli kiralamanın vergi açısından uzun dönem kiralamaya kıyasla artık hiçbir üstünlüğü kalmadığı anlamına geliyor. Gerçek dünya örnekleri de bu daralan marjı doğruluyor: Ealing’deki bir örnekte, garantili kira modeli hem standart uzun dönem kiralamayı hem de 90 gece sınırı içindeki Airbnb’yi net gelirde geride bırakıyor. Airbnb’nin hâlâ üstün geldiği durumlar oldukça spesifik: müstakil (freehold), mortgage’sız ve sınırsız kısa süreli kiralama için planlama izni alınmış, yüksek talepli bir lokasyondaki profesyonelce yönetilen mülkler. Bu koşullar sağlanmadığı sürece, 2026’da çoğu ortalama Londra mülkü için uzun dönem kiralama veya garantili kira modeli, daha düşük risk ve daha yüksek net getiri sunabiliyor.

Furnished Holiday Let (FHL) vergi avantajının kaldırılması ne anlama geliyor?

Furnished Holiday Let rejimi, uzun yıllar boyunca kısa süreli kiralamayı vergi açısından son derece cazip kılan temel mekanizmaydı. Nisan 2025’te bu rejim tamamen yürürlükten kaldırıldı ve 2026, ev sahiplerinin bu değişikliğin mali etkisini bir tam vergi yılı boyunca hissedeceği ilk dönem oldu. Kaldırılmadan önce FHL rejimi kapsamında ev sahipleri, mortgage faizini kira gelirinden tam olarak düşebiliyor, mobilya ve demirbaşlar üzerinden sermaye indirimi (capital allowance) talep edebiliyor, satış sırasında sermaye kazancı vergisini yüzde 10 ile sınırlayan Business Asset Disposal Relief’ten yararlanabiliyor, kira kârını emeklilik katkı payı olarak sayabiliyor ve geliri mülkiyet payından bağımsız olarak eşler arasında esnek şekilde bölüştürebiliyordu. Bu avantajların kaldırılmasıyla birlikte, kısa süreli kiralama artık Section 24 kapsamında uzun dönem kiralamayla aynı vergi rejimine tabi; yani mortgage faizi sadece yüzde 20 temel oranlı bir vergi kredisi olarak düşülebiliyor. Bu değişikliğin arkasındaki motivasyon, turistik ve yüksek talepli bölgelerdeki konut arzı baskısını azaltmaya yönelik parti-üstü bir politika kararıydı ve piyasa gözlemcilerine göre bu düzenlemenin geri alınması pek olası görünmüyor. Bu nedenle yatırımcıların stratejilerini, FHL avantajlarının geri gelebileceği varsayımı üzerine değil, mevcut ve kalıcı görünen vergi ortamına göre planlamaları öneriliyor. Pratik sonuç olarak, artık kısa süreli kiralamayı sadece vergi avantajı nedeniyle tercih etmek mantıklı değil; karar tamamen operasyonel verimlilik, doluluk oranı ve gerçek net gelir potansiyeline dayanmalı.

Uzun dönem kiralamada ev sahibinin yasal yükümlülükleri nelerdir?

Uzun dönem kiralama yapan ev sahipleri, İngiltere’de bir dizi katı yasal yükümlülüğe tabi. Bunların başında, 2020’den bu yana zorunlu olan EICR (Electrical Installation Condition Report) geliyor; bu denetim, yetkili bir elektrikçi tarafından en fazla beş yılda bir yenilenmesi gereken bir elektrik güvenlik incelemesidir ve hem yeni hem de mevcut kiracılıklar için geçerli. Gaz kullanan mülklerde ayrıca yıllık CP12 gaz güvenlik sertifikası da zorunlu. Tenant Fees Act 2019 kapsamında, ev sahipleri ve emlakçıların kiracılardan talep edebileceği ücretler sıkı şekilde sınırlandı; referans kontrolü, sözleşme hazırlama gibi çoğu idari ücret artık yasak ve depozito tutarı, yıllık kirası 50.000 sterlinin altındaki mülkler için beş haftalık kira ile sınırlandırıldı. En önemli değişikliklerden biri ise 1 Mayıs 2026’da yürürlüğe giren Renters’ Rights Act 2025 oldu; bu yasayla birlikte İngiltere’deki tüm assured tenancy sözleşmeleri artık sabit süreli değil, periyodik (rolling) hale geldi. Bu, kiracıların artık sabit bir bitiş tarihi olmadan, sadece iki aylık bildirimle sözleşmeyi sonlandırabileceği anlamına geliyor; bu değişiklik ev sahipleri için planlama esnekliğini bir miktar azaltsa da, kiracı ilişkilerinde daha fazla şeffaflık ve güvence sağlamayı amaçlıyor. Ev sahiplerinin bu yükümlülüklere uymaması, para cezaları, kiracı tarafından tazminat talepleri ve hatta mülk kiralamaktan men edilme gibi ciddi sonuçlar doğurabilir; bu nedenle güncel mevzuatı düzenli olarak takip etmek ve gerektiğinde bir emlak avukatına danışmak önemli.

Hibrit model (kısa ve uzun dönemi birleştirme) nasıl çalışır ve kimler için uygun?

Hibrit model, 2026’da Londra’daki birçok deneyimli ev sahibinin benimsediği, riski ve getiriyi dengelemeyi amaçlayan bir stratejidir. Bu yaklaşımda, mülk sahibi 90 gecelik yasal kısa süreli kiralama hakkını, en yüksek getiriyi sağlayan dönemlerde kullanır: yaz ayları, Noel dönemi, Wimbledon veya Londra Moda Haftası gibi büyük etkinlikler ve yüksek talep gören hafta sonları. Yılın geri kalanında ise mülk, orta vadeli (mid-term) veya uzun dönem kiralamaya bırakılır. Burada kilit bir yasal detay devreye giriyor: tek bir rezervasyonun 90 gece veya daha uzun sürmesi durumunda, bu bir kısa süreli kiralama değil bir tenancy (kiracılık) olarak sınıflandırılıyor ve dolayısıyla 90 gecelik sınırın tamamen dışında kalıyor. Bu özellik, özellikle Londra’ya geçici olarak iş için taşınan profesyoneller, kontratlı çalışanlar ve şirket görevlendirmesiyle gelen kişiler için orta vadeli kiralamayı hem yasal açıdan güvenli hem de standart uzun dönem kiradan daha yüksek getirili bir seçenek haline getiriyor. Hibrit model, özellikle şu profildeki ev sahipleri için uygun: mülkü hem yüksek sezon gelirinden yararlanmak hem de yıl boyunca boş kalma riskini azaltmak isteyenler, farklı kiralama kanallarını yönetebilecek zamana veya bir yönetim şirketine bütçeye sahip olanlar, ve mülkün bulunduğu bölgede hem turist hem de iş seyahati talebinin güçlü olduğu ev sahipleri. Uzmanlara göre Londra’da en iyi genel getiri, saf bir model seçmekten değil, yasal sınırlar içinde bu iki modeli akıllıca birleştirmekten elde ediliyor.

Zeki Emre Kurt